
Bugün bizim günümüzdü. Tebrikleri kabul ettik önce. Bir iki küçük hediyeye, bir iki canlı ciçeğe teşekkür ettik. Birlikte tattık günün yaşattıklarını. Beş yıldızlı mekanları tercih etmedik bilerek. Okul kütüphanesini dört dörtlük hazırladık öğle yemeği için. Yemeği lezzetli kılan mekan değil onu kiminle yediğindir. Bunu biliyorduk. Bu sebeple tüm aile hep bir aradaydık. Lokmalarımızın lezzeti bundandı.
KOCA ÇINARIM
Günü geceye kavuşturuyorum. Yıldızları salıyorum geceye. En güzel şarkıyı mehtaba söylüyorum. Gülü yoldaş, bülbülü sırdaş ediniyorum. Kalbimin pınarlarına vuran yakamozu seyre dalıyorum. Her şeye yetiyorum. Bir tek, bana her zaman en fazla olan için bir cümle olamıyorum. En güzel cümleyi ona kurmak istiyorum. Ama Âdem’den bu güne dek kelimeler bu kadar yalnız ve anlaşılmaz. Ona vermek istiyorum en nazenin çiçekleri, çiçekler utanır gibi.
Usul usul küser çocuksu kalbim bazen yok yere. Bir elin varlığını hissederim omzumda sıcaklığı yüreğimi ısıtan. Çığlık çığlığa barışmayı öğrenirim. Bir bakış süzülür kirpiklerden, sevgiyi öğrenirim ondan. Kelimeler dökülür ardı ardına. Sırtımı yaslayacağım bir çınarın varlığını hissederim, dallanıp budaklanır kalbin en köhne yerinde; hatıralar yaşanır. Öyle büyük dalları vardır ki her kaçışın durak noktası ve kocaman kalbi vardır dallar arasında ışığını süzen. İçinde umut kırıntılarıyla beslenen serçeler vardır. Uçmayı, dalları arasında öğrenmeyi bekleyen.
Onun muhabbetinde dalarım hülyalara, sevginin özüne varır gönül bahçesinden buseler saçarım yıldızlı düşlerin şırıl şırıl nehirlerine. Heyecanım dalga dalga çarpar yüreğime. Yıldızların ufka narin dokunuşu gibi.
O benim öğretmenim. Hayat şarkılarını ondan öğrendim. Avaz avaz gülmeyi, hayata en güzel pencereden bakmayı, rüzgarın tatlı tatlı teni okşayışında sevgiye kanmayı, takılırken adımlarıma küçük çakıl taşları geleceğe doğru yürürken gülmek kadar ağlamanın da gözlerimin kenarında saklandığını, acıya en içten kahkaha atmayı ondan öğrendim.
O benim öğretmenim, hayatı öğretenim. En güzel cümle olmayı, başarı yüklü cümlelere özne olmayı, kalemin kelimelerle dans edişini, ben öğrenmeyi ondan öğrendim. Kim olduğumu, damarımda dolaşan asil kanı, soyumu, asırlara meydan okuyan Türklük sevdasını bana o öğretti. Kök salmayı, filizlenip yeşermeyi, ilim ve irfanla hasat edilmeyi geleceğe gururla adım atmayı… Şimdi bembeyaz kâğıtlara satır satır geleceğimi işliyorum. Kelimelerin raks edişini. Mutluluğu resmediyorum. Renk cümbüşü seyrediyorum. En güzeli sadece asılı kalan mehtabın rengi. Dimdik durmayı, gururu sayesinde zaferin göğüs kabartışını öğrendim. Öğretmenliğin kutsallığına onda şahit oldum.
Ben de şimdi sımsıkı tutunup, kök salıyorum toprağa. En güzel yazıyı ona yazıyorum. Varlığından güç aldığım, öğrencisi olmaktan gurur duyduğum öğretmenim. Akşam vapurları gibi süzülürken, aslı mavi tenha sularda limana varmak için rotayı çiziyorum, dümeni kırıyor bende yolunu bulmak isteyen öğrencilerimin kocaman çınarı olmak istiyorum.
Meva Aslan
Tebrikler Meva. Sen bizim gururumuzsun.
FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ